ÇOCUK VE YALAN
“Çocuğum gerçek olmayan ifadeleri o kadar rahat kullanıyor ve öylesine yaşamışçasına anlatıyor ki ne yapacağımı bilemiyorum!”
Bu cümle bir çok ebeveyn tarafından kurulmuştur. Çocukların konuşma döneminden itibaren 7 yaşına kadar olan süreçte olan abartılı aktarımları yalan değil bir sosyal davranıştır. bu döneme kadar çocuğun soyut kavramları yeteri kadar gelişmediğinden, gerçek dışı söylemleri “yalan” olarak değerlendirilmemelidir. 7 yaşına kadar çocuğun hayali arkadaşları, sıra dışı maceraları, hayali oyuncakları olabilir.
Çocuk gerçek ve gerçek dışını ayırt etmeye başladığı dönemde hala bu davranışını devam ettiriyorsa ozaman durumu “yalan söylemek” olarak değerlendirebiliriz.
ÇOCUK NEDEN YALAN SÖYLER?
Çocuğun birincil öğrenme yöntemi taklit ve model alma olduğu için yalan ilk olarak aile ortamında gözlemlenmiş olabilir. Modellenmesi için aile içinde çok büyük bir yalan söylenmiş olması gerekmez. Yerine getirilmemiş bir söz, anne babanın komşu ya da arkadaş diyaloglarında kullandıkları gerçek dışı ifadeler, iyi niyetle söylenmiş beyaz yalanlar ve buna çocuğun ortak edilmesi gibi durumlar da çocuğun yalan söyleme davranışını modellemesi için yeterlidir. Çocuk aile içinde rahatlıkla küçük ya da büyük yalanların söylendiğini gözlemlerse “yalan söyleme davranışı”nı kafasında normalleştirecek ve yalan söylemeyi, zor durumlardan kurtulmanın bir yolu olarak görecektir.
Çocuk, yaptığı bir davranıştan ötürü, aşırı baskı altında tutulursa da yalana başvuracaktır. Aşırı baskıcı ve otoriter bir tutum çocuğu, kendini korumaya almaya itecektir. Kendini güvende hissetmek isteyen çocuk da en kısa yoldan yalan başvuracaktır.
Çocuğun kahramanları anne ve babasıdır. Onların gözünde değer kaybetmemek adına yaptığı olumsuz davranışı inkar edebilir ya da ebeveynlerinden bilgi saklayabilir. Bunu engellemek için çocuğumuza her şart her koşulda onu sevdiğimizi, yanlış yaptığı zamanlarda ona kızmak yerine yanlışlarını düzeltmesi için yardım edeceğimizi hissettirmemiz gerekir. Yaşadığı her şeyi rahatlıkla ailesine anlatabileceğini hisseden çocuk, yalana başvurmayacaktır.
Ebeveynlerin sözlerini yerine getirmemesi de çocuğu yalana teşvik eder. “Notlarını düzeltirsen sana bilgisayar alacağım” diyen anne ya da babanın sözünü yerine getirmemesi, çocukta sözlerin tutulmak zorunda olmadığı inancını geliştirecektir.
Yalanı engellemede aşırı sinirli tutum ve cezalar yalanı önlemek yerine pekiştirecektir. Bir önceki seferde ceza alan çocuk, ceza almamak için daha kıvrak bir yalan düşünmeye güdülenecektir. O nedenle çocuğun yalanı yakalandığında aile önce kendi davranışlarını düzenlemeli ardından yalan söyleme nedenlerini çocukla yumuşak bir dille konuşmalıdır.
Unutmayalım ki çocuğun her davranışı, kendi varoluşunu kanıtlama çabasından kaynaklanır. Eğer çocuk varoluşunu keşfederken etrafında sağlıklı modeller gördüyse yalana başvurmayacaktır. Çocuğumuza devamlı dürüstlükten, yalan söylememenin erdemlerinden bahsetmek ona model olmamızı sağlamaz. Söylenen sözler ancak eyleme dökülürse çocuk için anlam ve somutluk kazanır. Hatalı davranışını açıklıkla dile getiren çocuğun bu davranışı pekiştirilmeli hata yapmanın insana özgü bir şey olduğu çocuğa aktarılmalıdır.
Psk. Dan. Fatma AYRIK