ERGENLİK DÖNEMİ ve AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER
Ergenlik, kişide ilk çocukluk duygu durum ve davranışlarının, yetişkin duygu durum ve davranışlarına dönüşmeye başladığı, cinsel rollerin belirginleştiği, kişinin yetişkin bir birey rolüne psikolojik ve fizyolojik olarak hazırlandığı dönemdir. Bu dönemde sosyal toplum bilinci (süperego) ve kabullenilme isteği (ego) kavramları yerleşir ve gelişir.
Ergenlik döneminde bireyin kendi kimlik ve kişiliğini oluşturması beklenir. Bu da ergenlik dönemindeki bireyi zaman zaman karmaşaya sürükleyebilir. Kızlar için 11-13 erkekler için 13-15 yaş aralıklarında başlayan ergenlik dönemi, birey için duygusal fırtınalar, karmaşık düşünceler, genel başlayan öfkenin aileye yönelmesi , bedensel değişikliklerin yarattığı kaygı, gibi duygu durumlarıyla yaşanan bir süreçtir. Birey bu dönemde neredeyse her fikre karşıdır. Kendini ifade etmede problem yaşar. Kimse tarafından anlaşılmadığını düşünür ve yalnızlık çeker. Tahmin edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz her şey onu mutsuz edebilir veya kaygılandırır. Kendi düşüncelerini, fikirlerini ve duygularını hayatlarının merkezine alır ve geriye kalan her şeyi onların etrafında döndürmek isterler. Ergenlik sonlanana kadar birey ben merkezci döneme dönüş yapar; en büyük kederi, en büyük kaygıyı o yaşar. Onun sorunundan daha önemli bir sorun olmaz. Bu dönemde birey hem ilgi odağı olmak hem de kendiyle kalabilmek ister. Toplumsal kabul de yine bu dönemde birey tarafından oldukça önemsenen bir olgudur. Bu “toplum” kavramının içine aile, arkadaş, akrabalar hatta tanımadığı insanlar bire girebilir. Birey, dış görünüşüyle, düşünceleriyle beğenilmek, onaylanmak ve kabul edilmek ister. Çoğu zaman bu ilgi odağı olma isteği dışa vurulmak istenmez ve durum tam tersinden yansıtılır. Yani ergen, sanki kabul edilmeyi ya da onaylanmayı hiç önemsemiyormuş gibi davranır. Hatta kabul görmek yerine tam tersi itilecek davranışlarda bulunabilirler. Bu durum özellikle, yeteri kadar takdir edilmeyen ergenlerde görülen bir savunmadır. Yani asi ergen “ne olur beni takdir edin”i ifade ederse küçüleceğini düşünerek, “takdiriniz umrumda değil”i yansıtır.
Ergenlik döneminde bedende meydana gelen değişimlerin niteliği de bireyin ruhsal durumunu etkiler. Bu süreçte dış görünüş en üst düzeyde önemli hale gelir. Akranlar birbirlerinden oldukça etkilenirler. Biri diğerinden geride kalmak istemez. Arkadaşların beğenisi ve fikirleri çok önemlidir. Birey bu dönemde grup dışında kalmamak için çaba harcar. Kendisine benzeyen, benzer problemleri yaşayan kişileri görünce bireyin yalnızlık duygusu azalır. Bu nedenle bu dönemde arkadaşlık ilişkileri aile tarafından desteklenmelidir.
Ergenlik Döneminde Aileye Düşen Görevler
Aile tutumu her dönemde olduğu gibi bu dönemde de oldukça önemlidir. Çocukluk çağında doğru tutumlar çerçevesinde davranılan birey, ergenlik dönemini de nispeten rahat atlatacaktır. Çocukluktaki yanlış ana baba tutumlarının sonuçları ergenlikte yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bu dönemde sınırını aşan kısıtlamalar yapmak oldukça sakıncalıdır. Aile değişime ayak uydurmalı, ergenlik dönemindeki bireyin isteklerine modern bir bakış açısı ile yaklaşmalıdır. Ailesi tarafından güven duyulduğunu hisseden birey hem daha sorumlu davranacak hem özgüven sorunu yaşamayacak hem de başarı motivasyonu yükselecektir. Ergene devamlı öğüt vermek havanda su dövmekten farklı bir davranış olmayacaktır. Bunun yerine ona, davranışlarla model olmak çok daha etkili olacaktır. Örneğin devamlı “sorumluluklarının farkına varmalısın, ders çalışmalısın” diyen ebeveynler kendi sorumluluklarını yerine getirmiyorlarsa bu ergende karmaşaya neden olacak ve işine geldiği gibi davranmasına yol açacaktır. Bu durum ergene yaptığı sorumsuzluklar için de savunma oluşturacaktır. Bireyin yaptığı hatalar sürekli yüzüne vurulmamalıdır. Bu durum ergenin egosunu zedeler ve o da ebeveynlerinin yanlışlarını dile getirir, hatta bu yanlışları yakalamak için çaba sarfeder. Böyle bir durumda ebeveynler kendilerinin de hata yapabileceğini kabul etmeli ve bu hata yakalama yarışını sonlandırmalıdır. Birey artık bir yetişkin adayı da olsa her insan gibi sevgiyi hissetmek ister. Abartılı olmayacak şekilde sevgi eksik edilmemelidir. Bu dönemde duygusal ilişkiler bakımından da patlamalar yaşanabilir. Onu zorlamadan yaşadıkları paylaşılmaya çalışılmalı ve kendi hayatınızdan örnekler verilerek durum, ergenin kafasında normalleştirilmelidir. Cinsel dürtülerin yoğun olduğu bu dönemde ergenin özel alanlarına müdahale etmemeye dikkat edilmesi gerekir. Bu dönemde oluşan utanma duygusu yetişkinlik döneminde ergenin karşısına cinsel işlev bozukluğu ya da yanlış düşünce tarzları şeklinde çıkabilir.
Aile ergenlik dönemi konusunda yeterli anlayışı gösterse bile bazen ergene ulaşamayabilmektedir. Bu noktada mutlaka profesyonel bir yardım alınmalı, döneme ait sorunlar kesinlikle es geçilmemelidir.
Fatma Ayrık
PSİKOLOJİK DANIŞMAN